Beynimizin Patronu Sürüngen Beyinle Tanışalım.



İnsanlar her gün ortalama 10 bin mesajla karşılaşmaktadır.

Ancak bu mesajlar sürüngen beyinle konuşmadığı sürece hiçbir anlam taşımamaktadır.

İnsanlar, kararlarını duygusal olarak verip, mantıksal sebeplere dayandırmaya çalışırlar.

En son aldığınız cep telefonunu ya da kıyafetinizi alırken kendinizi nasıl ikna ettiğinizi bir düşünün.

Bunu alırsam daha başarılı, daha akıllı ve güzel görünürüm demediniz mi?

Karar mekanizmamızın kontrolü çoğunlukla duygularımızda.

İnsan beyni yüz milyar sinir hücresi ve bir milyon kilometrelik sinir ağı ile evrendeki en büyük gizemlerden biri olmaya devam ediyor.

Beynimiz, bedensel kütlemizin sadece yüzde ikisini oluştursa da toplam enerjimizin yüzde yirmisini tüketiyor.

Beynimizin yalnızca yüzde 20’sini bilinçli olarak kullanabiliyoruz. Dikkatimizin büyük bir kısmı çevremizdeki olayları ve tehditleri algılamaya yönelik çalışıyor, çünkü beyin için asıl önemli olan ne markalar ne de reklamlar; sadece hayatta kalabilmek.

Beynimizin hayatta kalmamızdan sorumlu olan kısmı eski beyin olarak da bilinen R-complex ya da bir başka deyişle sürüngen beynimizdir.

Sürüngen beyin milyonlarca yıllık bir geçmişe sahip, henüz beyin kabuğumuz bu kadar kompleks ve gelişkin bir yapıya dönüşmeden önce bile sürüngen beynimiz vardı.

Anne karnındaki bebeğin beyin gelişiminde de ilk önce merkezdeki sürüngen beyin oluşumunu tamamlıyor.

Gri alan ve beyin kabuğu daha sonra bu bölgenin üstüne inşa oluyor.


Sürüngen beynin karakteristik özellikleri

1-) Sadece menfaati olan şeylerle ilgilenir. Yani bencildir. Bu yüzden pazarlama stratejilerinizi insanların sorunlarını giderecek çözümler üzerine inşa ederseniz, başarıyı yakalarsınız.

2-) Rasyonel değildir. Mantıkla değil, tamamen içgüdüleri ile hareket eder. Bazı kampanyalarınız için “Gayet mantıklı bir kampanyaydı, neden başarılı olmadı ki?” diye düşünüyorsanız, bunun sebeplerinden biri de mantık ile hareket etmeyen sürüngen beyni etkileyememeniz olabilir.

3-) Somut ve net kanıtlarla ilgilenir. Yani “Çok başarılıyız” veya “Biz en iyisiyiz” gibi cümleler hiç ilgisini çekmez. Bu iddiaların istatistikler, müşteri hikayeleri vb. yardımcılarla desteklenmesi gerekir.

4-) Sadeliği sever. Bir web sitesi hazırlarken veya bir tasarım yaparken çoğu zaman ayrıntılarda boğuluruz değil mi? Oysaki sadelik sürüngen beyni daha fazla etkiler. Karmaşıklık ise kaçırır.

6-) Görsel kanıtları sever. Birçok cümle kurmak yerine etkili ve yaratıcı bir görsel hazırlayarak sürüngen beyni çok daha kolay ikna edebilirsiniz.

7-) Sözcüklerden çok etkilenmez. Bir sunum yaparken, ürün pazarlarken veya bir önerinizi kabul ettirmeye çalışırken sözcüklerinizin etkisi sadece %7’dir. Vücut dilinizin etkisi %55 iken, sesinizin etkisi de %38’dir.

8-) Zıtlıklar ilgisini çeker ve bu sayede daha hızlı karar verir. İnsanlara, ürün veya hizmetinizi kullanmadan önceki ve kullandıktan sonraki durumlarını etkili bir biçimde gösterirseniz, istediğinizi daha kolay elde edersiniz.

9-) En çok başa ve sona odaklanır. Bu sebeple bir hikaye anlatırken veya bir sunum yaparken başlangıcınıza ve sonlandırmanıza özen gösterin. Mesela bir sunuma uzun bir girizgah yaparak başlamak yerine vurucu bir cümle ile başlamanız daha etkili olur.

10-) Yargılamayı ve etiketlemeyi çabuk yapar, kararı zor değişir. Eğer etkileşimin erken aşamalarında müşterilerinizin dikkatini çekemezseniz, onları sonsuza kadar kaybedebilirsiniz.

11-) Tekrarlara karşı duyarlıdır. Dikkat çekmek istediğiniz cümleleri 1’den fazla kez tekrar ettiğiniz zaman sürüngen beyin bu cümlenin diğerlerinden daha önemli olduğunu düşünür ve dikkatini oraya yoğunlaştırır.

12-) Kendisi gibi davranan ve kendisine benzer kişilere daha açıktır. Yani pazarlama faaliyetlerinizde müşterilerinize onlar gibi davranmalısınız. Bu durumu sosyal hayatınızda da görebilirsiniz. Birlikte zaman geçirmek istediğiniz kişiler genelde yapı itibarıyla size benziyorlardır.

13-) Hikayelere karşı çok duyarlıdır. Bunun da sebebi somut ve gerçek şeylere olan ilgisidir. Bu yüzden hikaye anlatımını sık sık pazarlama faaliyetlerinize eklemeye çalışın.

14-) Yalnızca duygular tarafından harekete geçer. Yani mesajınızın müşterilerin beyninde yer etmesi için onların bazı duygularını (sevinç, şaşkınlık, aidiyet vb.) harekete geçirmeniz gerekir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme